Ergenlik Dönemi Nedir?

Ergenlik, çocukluk ile erişkinliğin iç içe geçtiği doğal bir dönemdir. Erişkinlik dönemi milattan önce 300’lü tarihlerde Aristoteles tarafından tıbbı kaynaklara aktarılan bir bilgidir. Aristoteles, ergenliği erişkinlik dönemi öncesi bebeklik, çocukluk ve genç erişkinlik dönemleri içerisinde tanımlamıştır. 18.yüzyılda Jean-Jacques Rousseau ise ergenliği duyguların en üst noktaya ulaştığı bir dönem olarak yorumlarken ebeveynleri bu dönemde ellerini dümenden ayırmamaları konusunda uyarmıştır.

Çocukluktan ayrılarak erişkinliğe geçilen ergenlik döneminde en hızlı ve en önemli değişimler yaşanırken sakin olan çocuklar dahi aniden agresif ve asi bir kimliğe bürünebilir. Ergenlik dönemi; buluğ çağı, jüvenil dönem ve erinlik dönemi gibi isimlerle de anılmaktadır. Normal gelişim sürecinde bu dönemde bazı adımlar aşılmalıdır. Bunlarda ilki ise ergenin karşı cinsten akranlarıyla yeni ilişkiler kurması, cinsiyetinin kadın veya erkek rolünü tanıması, bedeni ile tanışması ve barışık olması, kariyer planları ve ideallerini dillendirmesi ve toplumsal değerleri kazanması bu dönemde atılması gereken adımlardandır.

Ayrıca ergenlik dönemi, bireyselliğin tanınmaya başlandığı ve kazanıldığı, bağımsızlık duygusunun geliştiği, cinsel kimliğin kazanılması ile birlikte ifade edildiği ve toplumda yeni bir üye olarak yer almaya hazır olmanın eşiğidir. Ergenlik dönemi boyunca her ergen kendi sınırlarını devamlı test edecektir. Burada anne ve babalar, ergenliğin çalkantılı bu süreçlerini sabırsızlık, kararların çabuk değişmesi, arkadaşlarına aşırı düşkünlük gösteren çocuk tavrını, çelişkili söylemlere, kendine aşırı güvenip bir şey olmayacağına inanmalarına dair hazırlıklı olmaları gereklidir. Ergenin kişiliğine ve kararlarına saygı gösterilmesi en doğru yoldur.

Ergenlik, erken ergenlik ( 12 yaşında başlar) ile geç ergenlik ( 15 yaşında başlar) olarak ayrılabilir. Erken ergenlik döneminde hormonların aktiflenmesi ve ciddi dalgalanmalar yaşanması normaldir. Ergen asileşirken odasında yalnız kalıp müzik dinlemek, hayal kurmak gibi isteklere yatkın olacaktır. Hatta cinsel dürtüleri çok güçlü olabilir ve ergen gününün büyük bir bölümünü cinsellikle ilgili şeyleri okuyarak geçirir. Masturbasyona düşkünlük olabileceği gibi sigara veya madde kullanımı gibi merakları olacaktır. Sınırlarını keşfetme, dünya görüşünü ve hayattaki önceliklerini belirleme noktasında pek çok denemeler yaparken  bu dönemde tutarsız ve dengesiz olması da çok doğaldır.

Geç ergenlik döneminde ise büyüme ve değişim artık daha yavaş olur. Genç bedenine, duygu ve dürtülerine artık alışıktır. Bu dönemde dürtülerini baskılayabilir, sosyal ve kültürel kurallara uygun eylemler yapmayı öğrenmiş şekildedir. Sınırlarının tamamen farkındadır, yeteneklerini bilir ve psikodinamik olarak bu dönemde tutarlılık ve somutlaşma netleşecektir. Ergenlikte yaşanan tüm bu doğal süreçlerin ardından soyut gerçeklikler tanınarak aile, okul, iş hayatı, din, felsefe gibi konular ile iç denge buluşmalıdır. Ergenin bunları sağlayabildiği kadar sağlıklı bir birey olması mümkündür.

Ancak bu dönemde olumsuz faktörlerin etkisiyle kimlik karmaşası, psikolojik bozukluk, depresyon, yeme bozuklukları ve şizofreni gibi psikiyatrik tabloların ilk seviyeleri ve öncü atakları ergenlikte görülebilir. Karşı cinsle oluşan erken deneyimlere bağlı cinsel sorunlar ile madde kullanımı gibi dürtüsel problemler gelişebilir. Oldukça önemli bir dönem olan ergenliğin sağlıklı bir birey olmadaki etkisinin önemi asla unutulmamalıdır. Bu dönemin en uygun şartlarda atlatılmasında ebeveynlere çok önemli sorumluluklar düşmektedir.

Anne babanın bu dönemdeki doğal, zihinsel, duygusal gelişimlerin yanı sora ruhsal ve sosyal gelişim basamakları hakkında da bilgi sahibi olmaları gereklidir. Ergene yönelik çok disiplinli ve katı olmamak ile birlikte aşırı gevşek şekilde de davranışmalıdır. Koruyuculuğunuz gizli bir şekilde yaparken onu kabullenici tutumunuz en doğru davranış olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.